NEDEN BÖYLE OLDU?

MUTLU BİLGE

24-06-2019 00:11


Demokrasi ile yönetilen ülkelerde seçimler, yönetilenlerin kendilerini yönetecekleri değiştirme ve yerine yenisini seçme imkanı veren olağan bir uygulamadır. Bu sayede yönetilenler, yönetimi uyarma ya da hesap sorabilme imkanı bulurlar.

31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri ve 23 Haziran 2019’da yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri, seçmenlerin iktidarı uyardığı, beğenmediği yöneticileri değiştirdiği, seçimlerden beklenen gerçek maksadın hasıl olduğu bir örnek olmuştur. Ve bu seçimler korkular üzerinden seçmenleri etkileme gayretlerinin, ötekileştirmenin işe yaramadığını, özgüven zehirlenmesinin seçim sonuçlarına nasıl yansıdığını da göstermiştir.

Bu süreçte İktidar Partisi için asıl şok edici olan, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri’nin kaybedilmesidir. Türk Siyasi yaşamında Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri’ni kazanmak hem moral açısından hem de sembolik açıdan her zaman önemli olmuştur. Sembolik açıdan biri Başkenti diğeri ise Payitahtı temsil eder ve hem laik hem de muhafazakar çevreler bu iki şehre büyük önem atfederler. Partilerin iktidarı kaybedişlerinin ya da kazanacaklarının işareti bu iki Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetmek ya da kazanmak olmuştur. Yakın tarihimizde bunun örneği vardır. Burada konumuz açısından önemli olan, ‘’Neden Böyle Oldu’’ yani AK Parti neden kaybetti sorusuna cevap bulmaktır.

AK Parti’nin Ankara ve İstanbul’u kaybetmesinin ilk adımı, Melih Gökçek ve Kadir Topbaş’ın istifa ettirilmesi yani istifaya zorlanması süreciyle atıldı. Demokratik bir seçimde halkın oylarıyla seçilmiş iki Belediye Başkanı, kendi partilerinin Genel Başkanı tarafından ‘’ya kendi isteğinizle istifa edin ya da ben gereğini yaparım’’ denilerek istifa ettirildi. Bu iki Büyükşehir Belediye Başkanı’nın neden istifa ettirildiklerinin gerekçesi yani bir hırsızlıklarımı, bir arsızlıkları mı var, görevlerini kötüye mi kullandılar hiçbir zaman kamuoyuna açıklanmadı. Normalde görevi başındaki bir Belediye Başkanı, göreviyle ilgili bir suçtan dolayı hakkında bir karar verilene kadar İçişleri Bakanlığı tarafından altı aylığına görevden uzaklaştırılabilir. Ancak burada bir görevden uzaklaştırma değil, tamamen Genel Başkanın zorlamasıyla istifa ettirildiler. Bu istifaların perde arkası hiç bir zaman açıklanmadığı için seçmenlerin kafasında soru işaretleri oluştu. Eğer bunlar yerel seçimlere az bir zaman kaldığı halde yerel seçimlerde aday gösterilmeme seçeneği varken, derhal istifaları sağlanıyorsa ve eğer bir suçları varsa yargı önüne bile çıkarılmıyorlarsa seçmenler bunu affetmezler. Bunun hesabını sandıkta sorarlar. Üstelik muhalefet partilerine mensup belediye başkanları bir suç işlediklerinde İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınırken, yerlerine kayyumlar atanırken, İktidar Partisi Belediye Başkanlarının, Genel Başkanları tarafından azarlanıp istifa ettirilmeleri gözlerden asla kaçmaz ve kaçmamıştır da.

Neden Böyle Oldu sorusuna cevap olarak bir başka hata da, rakiplere yapılan hakaret dolu söylemler, yakıştırmalar, seçmenlere ‘’bunlar seçilirse ülke elden gider’’ tarzı propagandalar ters etki yaratmştır. Bir tarafı namuslu, diğer tarafı namussuz ilan eden hiçbir söylem tutmaz. Rakibin de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, medeni haklarını kullanma ve seçme ve seçilme hakkının olduğu gerçeğini unutmamak gerekir. Eğer bunlar gerçekten suçlularsa, eğer bunlar gelirse ülke elden gidecekse, o halde seçim yapmayalım, ülke de elden gitme tehlikesiyle karşılaşmasın. Ama hem seçim yapıp, hem de seçimlere girebilme yeterliliğine sahip rakiplerini zan altında bırakan propagandalar yaparsan, aradaki tutarsızlık seçmenlerin gözünden kaçmaz.

Kaybedişin bir başka sebebi de özgüven zehirlenmesidir. Bugüne kadar Genel Başkanlarının estirdiği fırtınadan yararlanarak siyasete yelken açan, o güne kadar adı sanı duyulmamış ama sonradan sivrilen halktan kopuk kibirli tiplerden oluşan teşkilatlar, Genel Başkan ile halkın arasındaki yolu tıkamışlardır. Tabandan gelen veri akışını, teşkilatlardaki bu kibirli tiplerden sağlayan Genel Başkan, maalesef son süreçte gerçekleri tam manasıyla görememiş, eline gelen raporlara inanmıştır. Ceketimizi koysak kazanırız tarzı aşırı özgüven söylemleri, biz ne yaparsak yapalım millet zaten Tayyip Erdoğan’a oy veriyor düşüncesiyle bildiğini okuyan, rant peşinde koşan teşkilatlar, kaybedişin zeminini hazırlamışlardır. Son süreçte en tuhaf olan şey ise, İstanbul seçimleri için, Anadolu’dan İstanbul’a seçim çalışması yapmaya gidenler arasında, bulunduğu ilde hem ilçeleri hem de merkez belediyesini kaybettirenlerin de bulunmasıdır. Kendi ilinde başarısız olanı İstanbul’da kim dikkate alır?

‘’Neden Böyle Oldu’’ sorusuna, ‘’yeni bir yüzle yeni bir söylem getirilememiş olmasıdır’’ cevabı verilebilir. Binali Yıldırım, bugüne kadar başarılı çalışmalara imza atmış, gelebileceği bütün mevkilere gelmiş, son Başbakan olarak anılırken, parti içerisinde hiç adam yetişmemiş, başka adam yokmuş imajı verircesine yeniden başa döndürülüp Belediye Başkanlığı gibi siyasetin alt basamaklarından başlatılmak istenmesi seçmene itici gelmiştir. Ekrem İmamoğlu gibi hem genç hem de o güne kadar kamuoyunun yakından tanımadığı bir ismin, Binali Yıldırım gibi parlak bir siyasetçi karşısında seçim kazanmasının başka izahı var mıdır?

Bu seçimlere kadar her seçime yeni bir söylem ve yeni bir heyecanla giren AK Parti, bu seçimlerde seçim sloganında da CHP’nin gerisinde kalmış hatta taklit etmiştir. CHP, ‘’Her şey çok güzel olacak’’ derken AK Parti ‘’Her şey daha güzel olacak’’ demiş, adeta CHP’ye ek katkı sağlamıştır. Genç nesillerin giderek daha fazla siyasete ilgi duyduğu, daha fazla politize olduğu bir ortamda yeni bir yüzle yeni bir söylem geliştiremeden girilen bu seçimde alınan sonuç kinseyi şaşırtmamalıdır.

Son olarak tekrarlanan bir seçimde öncekinden çok daha fazla oy alarak tekrar seçilen Ekrem İmamoğlu, daha fazla meşruiyet, daha fazla destek ve daha fazla prestij kazanarak gelmiştir. Herkesin İstanbul Halkı’nın iradesine saygı duyması gerekir.

Mutlu Bilge

24.06.2019 / BOLU

www.dortdivandailynews.com

Bu haber 517 defa okundu.
Diğer Yazıları
HASAN KÜLÜNK
MUTLU BİLGE
ZORBEY KEBECİGİL
HAVA DURUMU


NİĞDE