FETÖ İHANETİ'NDEN DERS ALDIK MI?

MUTLU BİLGE

13-07-2019 00:52


15 Temmuz İhaneti’nin üçüncü yıldönümünde şöyle geriye doğru bakıp da dün ile bugünü kıyaslayacak olursak, yaşadıklarımızdan ders almadığımızı, geçmişteki hatalarımızın üzerine daha fazlasını koyduğumuzu görürüz. Ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi tarih demişler ya, işte biz de ders almadığımız sürece tarihin tekerrür etmesi muhtemeldir.

İşte size ders almadığımızın ilk örneği. Hala hoca geçinen, İslam Alimi mertebesine çıkarılan cahil cühela din tacirlerini kutsamaya devam ediyoruz. İlahiyat Fakültesi bitirmiş, Teoloji (din bilimi) okumuş  Müftü’nün sözlerine itibar etmeyip İlkokulu bile bitirdiği şüpheli, Kuran-ı Kerim okumasını bilen ancak anlamını bilmeyen şarlatanlara itibar ediyoruz. Üstelik Kamu Yöneticilerimiz de halkın önünde bu şarlatanları taltif ediyorlar ki, en acı, en utanç verici ve gelecek adına ümit kırıcı olan da budur.

Kamu Yöneticilerimizin bu şarlatanları taltif etmeleri de tesadüf değildir. Çünkü bu Kamu Yöneticilerimizin yollları da bir dönem başında bir başka şarlatanın bulunduğu bir cemaatle kesişmiş, esasen bulunduğu göreve gelmesinde de bu cemaatle olan flörtü  referans olmuştur. Geldiği makama bilgisinden ziyade cemaat yakınlığı referans olan bir kamu yöneticisi, devlete mi daha bağlıdır yoksa onu haksız da olsa bir makama taşıyan cemaate mi bağlıdır?

Bu sorunun cevabını, 15 Temmuz İhanet Gecesi’nde çok acı bir şekilde aldık. Söz de dindar bir toplulukta yetişmek için bu FETÖ yurtlarında kalan, FETÖ okullarında okuyan, FETÖ’nün referansıyla kamu kurumlarında görev alanlar, Fethullah Şarlatanının emriyle devletine isyan etmişler, milletine kurşun sıkmışlar, devlet yerine sözde cemaatlerini yani FETÖ’yü tercih etmişlerdir.

FETÖ İhaneti’nin ardından, Kamu Kurumları’ndan FETÖCÜ Hainleri temizlemek için büyük bir operasyon başlatılmış ancak bunu yaparken, aynı hatalara da devam edilmiştir. FETÖCÜ’lerden boşalan mevkilere bu defa da başka cemaatlere yakınlığı olan bürokratlar getirilmiştir. Saçıyla, bıyığıyla, görevinde sergilediği hareketlerle cemaatinin bütün renklerini yansıtan bu kamu yöneticileri de, Türkiye Cumhuriyeti’ni muhasır medeniyetler seviyesine taşıyabilecek ümidi vermedikleri gibi, bulundukları yerlerdeki yerel din tacirlerine gösterdikleri taltiflerle kötü örnek olmaktadırlar.

Güçlenen ve ön plana çıkan her cemaat, hem yüce dinimiz İslamiyet için hem de devletimizin bekası için tehlike arz etmektedir. Bütün cemaatlerin içinde dış güçlerin ajanlarının bulunması ve bu ajanlar vasıtasıyla yabancı ülkelerle kirli ilişkiler kurması kuvvetle muhtemeldir.

O halde ne yapılmalıdır? Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller’’ yetiştirilmesi idealinden yola çıkarak, Kamu Bürokrasisini cemaat kökenli bürokratlardan temizlemelidir. Cemaat mensupluğu, kamu yönetiminde görev almak isteyenler için tercih sebebi olmaktan çıkarılmalıdır. Liyakata önem verilmeli, kamu yönetiminde laik düşünce sistemi egemen olmalıdır. Yasalar önünde eşitlik uygulamada sağlanmalıdır. Din eğitimi cemaatlere, din tacirlerine bırakılmamalı, devlet etkin bir model geliştirmelidir.

Son olarak, 15 Temmuz FETÖ kaynaklı darbe girişimini ve demokratik düzene karşı her türlü tecavüzü şiddetle lanetliyorum. Bu vesile ile şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerken, aziz hatıralarını saygı ile yadediyorum.

Mutlu Bilge

13.07.2019 / BOLU

www.dortdivandailynews.com

Bu haber 311 defa okundu.
Diğer Yazıları
HASAN KÜLÜNK
MUTLU BİLGE
SİNAN CANTÜRK
HAVA DURUMU


NİĞDE